Karaman Organize Sanayi Bölgesi’nde bir kez daha aynı manzarayla karşı karşıyayız: Fabrika kapandı. Şehrin ilk yabancı yatırımcılarından olan ambalaj fabrikası, 2011’den bu yana yürüttüğü faaliyetlerine son verdi. Üretim, İzmir ve Antep’e kaydırıldı.
Bunu duyan Karamanlı Avukat Hüseyin Mutlu sert konuştu:
“Yeni sanayi yatırımları şehre sokulmazsa; hatta var olanların batmasına bıyık altından sevinen, onlara da çökmeye çalışan zihniyete yıllardır karşı çıkılmadığı için küçülme devam edecek. Burada ambalaj üretimi varken İstanbul’dan tedarik etmek açıkça batırmaya teşebbüstü. Onu da başardılar. Kına yaksınlar.”
Bu açıklamadan sonra OSB yönetimi panikle cevap verdi.
“Kapanış kararının bizimle ilgisi yok, karar Avusturya’daki merkezden geldi” dediler.
Üstelik işi daha da ileri götürüp Mutlu’yu, “kişisel PR yapıyor, mesleğini reklam aracı olarak kullanıyor” diye suçladılar.
Soruyorum: Peki ya ortadaki koca gerçek? Karaman’da neden her gelen yatırımcı kaçıyor? Neden fabrikalar kapatıyor? Neden Konya, Aksaray, Çumra, Ereğli sanayide uçarken, Karaman yerinde sayıyor hatta geriye gidiyor?
Sanayide Fren, Arsa Lobilerine Yol
Bu şehrin yatırımcıya karşı tavrı yıllardır belli. Fabrika kurmak için gelen girişimcinin önüne takozlar çıkarılıyor. 2015’te Karaman’da şirket kuran Lark Gıda’nın hikâyesi ortada. Kek ve bisküvi üretecekti. Ama ne oldu? OSB’nin gölgesindeki “güçlüler” devreye girdi. Önüne engel kondu. Sonunda fabrika Ereğli’ye kaydı. Karaman kaybetti, Ereğli kazandı.
Yine BİM’in Eskişehir’de açtığı kek ve bisküvi fabrikası meselesi… Hüseyin Mutlu, Karaman ekonomisi zarar görmesin diye Rekabet Kurulu’na başvurdu. Peki OSB yönetimi ne yaptı? Seyirci kaldı. Sonuç? Karaman’da üç fabrika üretimini durdurdu. İşçi işsiz kaldı, esnaf müşteri kaybetti.
Ama belli bir kesim hep kazandı. O “arsa lobileri”… Fabrika değil, arsa satarak kazandılar. Yatırımcının önünü açmak yerine önünü kapatarak kazandılar. İşçinin değil, godamanların yanında durarak kazandılar.
“Bizim Dahilimiz Yok” Savunması
OSB yönetiminin açıklamasına bakarsanız, her şey dünya ekonomisinin suçu. “Uluslararası daralma, merkez karar verdi” diyorlar.
Peki öyleyse niye Konya’ya, Aksaray’a yatırımcı akıyor? Niye Karaman’a gelmiyor? Neden Karaman’ın sanayi sayfaları kapanan fabrikalarla doluyor?
“Bizim dahlimiz yok” diyen bir yönetim, aslında en büyük dahli itiraf ediyor: Basiretsizlik. Yönetememek. Yatırımcıyı tutamamak. Yatırımcıya güven verememek.
Fakir Çocuklar, Godamanlar ve Kaybolan Şehir
Hüseyin Mutlu’nun dediği gibi, Karaman’ın fakir çocukları bu tablodan bıkmış durumda. Şehir, köklü bir medeniyetin toprağı. Geçmişte imparatorluklara başkentlik yapmış bir toprak. Ama bugün yatırımcıyı kaçıran, fabrikaları kapatan, işçiyi işsiz bırakan bir anlayışın esiri.
OSB yönetimi utanmadan eleştirilere cevap veriyor. Ama kimse yemiyor artık bu açıklamaları. Çünkü Karaman’ın gerçeği ortada. Fabrikalar gidiyor, sessizlik kalıyor.
Karaman’ın yeniden ayağa kalkması için önce bu zihniyetin değişmesi gerekiyor. Arsa lobilerine yol veren, yatırımcıya takoz olan, vizyonsuz bir yönetimle bu şehir bir adım ilerleyemez.
Şehirde yeni bir sanayi vizyonuna ihtiyaç var. Yatırımcıya güven veren, işçiyi, esnafı koruyan, şehrin çocuklarının hakkını gözeten bir vizyon… Karaman’ın potansiyeli var. Ama potansiyeli yiyip bitiren bir yönetim anlayışı da var.
Bugün kapanan ambalaj fabrikası, sadece bir fabrikanın kapanışı değil. Bu şehrin geleceğine vurulan zincirin bir halkası. Eğer Karaman sahip çıkmazsa, zincir büyüyecek ve kırılması daha da zor olacak.








