Karaman’ın Sudurağı beldesinde meydana gelen obruk, aslında doğanın bir hatası değil, yıllardır süregelen yanlış yatırımların ve bilinçsiz planlamanın bir sonucudur.
Sudurağı Gençler Birliği Kulüp Başkanı Ahmet Sevimli, konuyla ilgili yaptığı açıklamada sert eleştirilerde bulundu:
“Sudurağı’nda yer altı suyu bitti. Oltan Köleoğlu Enerji Santrali yer altı kaynaklarımızı tüketti. Yanlış yere kurulmuş bir santral… Dere kenarına yapılması gerekirken beldemizin ortasına konduruldu. İbrala Barajı’nın yapılışı bile başlı başına yanlıştı. Bugün yaşadığımız bu felaketin temelinde bu yanlış tercihler yatıyor.” dedi.
Sevimli’nin bu sözleri aslında halkın ortak kaygısını dile getiriyor. Çünkü obruğun açıldığı topraklarda sadece yüzey değil, insanların umudu da çökmüş durumda. Tarım arazileri susuz kalıyor, yeraltı dengesi bozuluyor, halk gelecek kaygısıyla yaşıyor.
Ama asıl mesele şu: Bu tabloya “doğal afet” deyip geçmek kolay. Oysa mesele doğanın suçu değil; yanlış yere kurulan santrallerin, yanlış planlanan barajların ve günü kurtarmaya dönük kararların sonucudur.
Sudurağı halkı, yıllardır “su çekiliyor, toprak çöküyor” diye feryat ediyor. Ama bu sesler, enerji bacalarının dumanı arasında kayboluyor. Şimdi herkesin sorması gereken soru şu: Bu obruk gerçekten toprakta mı açıldı, yoksa karar vericilerin vizyonunda mı?
Doğa ile inatlaşan, su kaynaklarını hoyratça tüketen anlayış değişmedikçe; bugün Sudurağı, yarın başka bir belde aynı akıbete uğrayacak. Ve biz her seferinde aynı cümleyi kuracağız: “Obruk oluştu.”
Ama aslında oluşan şey, yanlışların çukuru…










